Kült, esas olarak “din” anlamında kullanılsa da, din ve sosyoloji bilimlerinde, çevrelerindeki kültür veya toplumun genel veya anaarterin dışı gördüğü inanç, uygulama veya ibadetlere kendini adamış bir birleşik insan topluluğuna verilen isimdir.

Kitsch, varolan bir tarzın aşağı bir kopyası olan sanatı sınıflandırmak-ifade etmek için kullanılan Almanca bir terimdir.

Klişe (Fransızca: Cliché) uzun süre çok fazla kullanılmış ve artık etkisini yitirmiş ifade, fikir ya da öğelerdir.

27 Kasım 2011 Pazar

You Again (2010)



Okul yılları herkes için farklı anlamlar ifade eder. Bazılarının en mutlu olduğu parlak yılları olurken, bazıları için de unutulması gereken acı tecrübelerin olduğu zamanlardır. Tabii bu kötü zamanların sizlere yararları da dokunabilir. Daha başarılı olabilirsiniz. Bir nevi güçlüklerden doğan başarı hikayeleri gibi. Peki o günlere tekrar dönmek zorunda kalırsanız?


Söz konusu bir zaman makinesiyle geçmişe gitmek değil tabii ki. Ancak lise kabusunuz olan birisiyle, yıllar sonra akraba olacağınızı öğrenseniz, o yıllara geri dönerdiniz herhalde. Üstelik o kişiyle hayatınız boyunca belki de görüşeceksiniz. Tam bir travma nedeni olarak gösterilebilir. You Again, bu süreci gözler önüne seriyor. 




Konumuz ise aslında çok da farklı değil. Marni, lise yıllarında inek bir öğrencidir. Bu yüzden okulun popüler kızları onunla uğraşmaktadırlar. Bu süreç hayatının en kötü yılları olur. Ancak o artık kendine güvenen önemli bir genç iş kadınıdır. Hatta New York'taki bir işe terfi bile almıştır. Bu haberi vermek ve ağabeyinin düğününe gitmek üzere evine geri döner. Ancak tam bu anda büyük bir şokla karşılaşır. Çünkü ağabeyinin evleneceği genç kız Joanna, okul yıllarında Marni'nin kabusu olan o popüler kızdan başkası değildir. İşin kötü tarafı da, Marni'nin ailesi şimdiden bu kıza aşık olmuştur. Marni'nin evini ele geçiren bu fettan kızın saltanatını tehdit etmek, Marni'den başkasının görevi değildir. Ne yaparsa yapsın, ağabeyi bu kızla evlenmemelidir. 




Klasik bir Amerikan komedisiyle baş başayız. konudan anlaşıldığı üzere, geçmişle hesaplaşma hikayesi de denilebilir. Ne de olsa o dönemde biriken öfke birikintileri, patlamaya hazır bir bomba kıvamına gelmiş geçen süreçte. Bu tip bir bombayı da imha etmek zordur. Bu yüzden küçük patlamalara tahammül etmeliyiz. Film de öyle yapıyor zaten...


Marni, eskiden hiç bir şey yapamadığı rakibine karşı, içten pazarlıklı olmayı beceremiyor. Çünkü artık eskisi gibi çaresiz bir genç kız değil, tam tersine güçlü bir iş kadını oldu. Bunun da ona bir avantaj sağlayacağını düşünüyor. Rakibesi ise tam tersine ikili bir oyun sergiliyor. Ona karşı başka, aileye karşı farklı görünüyor. Bu da Marni'nin bu olayı ortaya çıkartması için gereken gayreti göstermesine neden oluyor. 




İşin kötü yanıysa, Marni bu gayreti gösterirken, bir anda başına gelen talihsizlikler sonucunda lisedeki görünümüne geri dönmek zorunda kalıyor. Bu onu gün geçtikçe moralmen yıkıyor. Yıkımın üzerine başına gelen talihsizlikler serisi, mutlu gittiği aile ziyaretini, çekilmez bir sürece dönüştürüyor. Güçlü kadın ve çaresiz genç kızın arasında sıkışıp kalıyor. 


Tabii problemlerle yüzleşen tek kendisi değil. Bunların başında rakibesi Joanna var. Karanlık geçmişini saklayabilmek adına her şeyi yapıyor. Ne de olsa her genç kızın hayal ettiği mutlu sona yaklaşmasına çok az kalmış. Bu mutlu son yaklaşırken, olumsuz şeylerin ortaya çıkmamasını istiyor. Ama ne mümkün! Geçmişin gölgesi sürekli yüzüne düşüyor. 




Filmin ana ikilemlerinden biri de Marni'nin annesi Jamie Lee Curtis'in canlandırdığı Gail ve Joanna'nın teyzesini oynayan Sigourney Weaver'ın canlandırdığı Ramona karakterinin de, lise yıllarında bir olay yüzünden düşman olmaları... Senelerin geçmesine rağmen, bu rekabet hala devam ediyor. Gail, okulun popüler kızıyken, bir aileye sahip olarak meydan okurken; Ramona ise okulda Gail'in en yakın arkadaşı olmasına rağmen, onun ağırlığında ezilen fakat bu yükün altından oteller zinciri kuran zengin bir iş kadınına dönüşerek rakip oluyor. Böylece iki kadın arasında da düğün evrelerinin hepsinde bir rekabet ortaya çıkıyor. Bir nevi onlar da birbirleriyle yüzleşirken, yaptıkları hataları görmeye başlıyorlar. 




Tabii bu ikilemlere başka bir örnek daha verilebilir. Lakin yine de filmin sonundaki sürpriz olarak o da sizlere kalsın diyorum. Bu çekişmelerin arasında erkekler bir nevi figüran durumunda kalıyorlar. Çünkü anlam veremiyorlar. Tıpkı gerçek hayattaki gibi. Kadınlar sürekli birbirleriyle rekabet ederken, erkekler kendi aralarında uzlaşmacı tutum içinde oluyorlar. Ne de olsa kadınlar, diğer kadınları çekemez. Aksini iddia eden varsa yalan söylüyordur. 


Baş rolümüz Marni, bu mücadeleyi verirken, lisedeki aşık olduğu adam ile de karşılaşıyor. Böylece onun yanında kendini kasılıyor. Çünkü hata yapmaktan korkuyor. Ne yazık ki her yaptığı hamle bir felakete dönüşüyor. Felaket de komik durumlara vesile oluyor. 




Hafif, zaman zaman yüz gülümseten bir komediye ihtiyacınız olursa, You Again iddiasız bir seçenek olabilir. Çok büyük ümitlere kapılmazsanız, keyifli dakikalar sizi bekliyor. 






Marni: I got to admit, the first few rounds went to Joanna. She played some very good hands. Very good, but I'm glad. It made me realize that we have to take it a step up. Take it to a whole new level. 
Ben: Whoa. "We"? No, she's your arch nemesis. I'm not going to be part of your evil plan to bring down Joanna. 
Marni: I'll give you 20 bucks. 
Ben: Done. 


Hiç yorum yok: